Now Reading
Made In Bangladesh: Avrupa Tekstil Bilançosu – Bölüm 1

Made In Bangladesh: Avrupa Tekstil Bilançosu – Bölüm 1

Günümüzde dinler, diller, fikirler veya cinsiyetler arasında görülen farklılıklara karşı gösterilen hoşgörü ve tolerans korkutucu şekilde düşmeye devam ederken, coğrafya, milliyet, siyasi görüş tanımadan bizi bağlayan birtakım motifler de buna paralel belirginleşmektedir. Bu motifler arasında acı, sevinç, hüzün gibi evrenselliği, gerçekliği ve bağlayılıcığı iyi anlaşıldığı takdirde az önce bahsettiğim bazı problemleri çözme konusunda büyük bir potansiyele sahip olabilecek kadim hisler de bulunsa da, bahsedeceğimiz konu aslında bundan epey farklı. Birkaç bölüm sürecek olan bu mini serimizde insanoğlunun bazı kolektif günahlarından bahsedeceğiz. Bu yazımızın konusu ise kıyafet tüketimi ve bunun etkileri. Hassas okurlarımızı bir nebze üzecek bir spoiler uyarısı verelim: bahsedeceğimiz bu etkiler hiç de olumlu sayılmaz.
Giyim, varoluşun nerdeyse başından beri temel ihtiyaçlarımızdan biri ve günlük hayatımızın bir parçası oluşu yönüyle günümüzde büyümekte olan pek çok tüketim türünün aksine bir lüks veya trend olarak tanımlayamayacağımız bir kavram. Fakat hem tekstil endüstrisi hem de kıyafet tüketiminin şekli ve boyutları oldukça dinamik ve devamlı bir değişim içerisinde. Avrupa Çevre Ajansı’nın verilerine göre, AB’de kişi başına satın alınan giyisi miktarında 1996 ile 2012 seneleri arasındaki yaklaşık % 40 oranındaki artışın yanında, satın alınan bu kıyafetlerin % 30’unun son bir yıl içerisinde hiç giyilmediği de görülmekte. Bu artışın belki de en önemli sebepleri ise kıyafet fiyatlarındaki düşüş ve giyim sektöründe markalar tarfından piyasaya sürülen ürün/ koleksiyon sayısındaki artış. Veriler incelendiğinde giyim konusundaki tüketim alışkanlıklarının kısa bir süre öncesine kıyasla bile gittikçe daha fazla tüketime dayalı hale geldiği ve sürdürülebilirliğinin azaldığını söylemek ise son derce mümkün.

Yüzyılın modern toplumlarında bir yer edinmeyi başarmış, kitle erişim araçlarına sadece belli bir ölçüde bile olsa ulaşım imkanı olan bir birey için, herhangi bir sektördeki tüketim miktarının kısa süre içerisinde bu denli büyümüş olması alışılmadık bir durum değildir Özellikle konu giyim gibi en ufak toplumsal ve kültürel değişimden etkilenen, trend ve moda kavramlarıyla yakından ilgili bir sektör olunca. Fakat bu değişimi tam manasıyla anlayabilmemiz için kıyafet tüketiminin bizlerden öte farklı coğrafyalardan insanlar üzerindeki etkisini incelemek daha yararlı olacaktır. Bahsettiğim coğrafyalar kullandığımız neredeyse her ürünün etiketinde -varlığından irite olarak kesip attığımız- küçük bir ibare olmanın ötesine geçemeyecek kadar uzaklaştığımız coğrafyalar. Sanırım böyle tarif ettiğimde bütün okuyucularımızın aklına en az bir iki ülke gelecektir. Günlük hayatımızın bir normali haline gelen bu kıyafetlerin çıkış yerlerini sorgulama fikri ise 2013 senesinde Bangladeşte bulunan Rana-Plaza’nın çökmesiyle gündeme gelmeye başladı. İhmallerin, çocuk işçiliğinin, insan hayatına indirim etiketleri üzerinden değer biçilişinin ve zorla çalıştırılmanın bir kez daha gözler önüne serilmesinin getirdiği kısa süreli bu aydınlanmanın bedeli ise binlerce insanın ölümü ve yaralanması oldu. Olaydan öncesindeki çalışma koşullarına dair fazla veri bulunmazken tekstil firmaları tarfından da yaşananları örtmek ve isimlerini temize çıkarmak adına yoğun çalışmalar başlatldı, dernekler kuruldu, kampanyalar yürütüldü. Fakat bu seneden sonra yapılan araştırmalar incelendiğinde markaların bu yöndeki çalışmalarının müşterileri manipüle etmekten öteye gitmediği açıkça görülmektedir.
Alman bir sivil toplum kuruluşu olan Christliche Initiative Romero’nun 2019 senesinde yaptığı bir araştırmanın1 sonuçları buna iyi bir örnek olabilecek nitelikte. Çalışma koşullarının üç ana kriter (iş güvenliği ve sağlık, maaşlar, örgütlenme özgürlüğü) çerçevesinde incelendiği araştırma, Sri-Lanka’da iki Avrupa kökenli giyim markası (C&A ve Primark) için üretim yapan toplamda on fabrikanın işçilerinin ifadelerine dayanıyor. Çalışanların fabrika yönetimi tarafından baskı altında hissettiği kuvvetle muhtemel olduğu için verilerde eksikler bulunabileceği de belirtilirken, bahsettiğimiz veriler eksik haliyle bile fabrikadaki insan hakları ihmallerine ışık tutuyor. Sri-Lanka’da bir bireyin geçimini sağlayabilmesi için kazanması gereken miktar Asia Floor Wage Alliance tarfından 58.093 LKR (296 Euro) olarak belirlenirken işçiler ortalama olarak 15.912 LKR (81 Euro) maaş alıyor. Çalışanların % 46’sı 79 Euro’luk asgari ücretin de altında maaş alıyor ve bu nedenle özellikle kadın işçilerin %50’si yasal olarak belirlenen sınırı aşacak şekilde fazla mesai yapmak zorunda kalıyor. Sri-Lanka’daki tekstil işçilerinin %80’inin kadın olduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, bu durum özellikle çalışma kapasitelerinin ebeveynlik görevleri tarfından kısıtlanması sebebiyle fazla mesai yapamayan kadın işçilerin ailelerini geçindirememesine yol açmak suretiyle büyük bir sorun haline geliyor. Ayrıca çoğunlukla şehirden uzak kırsal yerlere yapılan fabrikalara çevredeki şehirlerden gelip yurtlarda konaklamak zorunda kalan %80’lik çoğunluk ise ayda bir ya da iki kere ve gidebiliyor.
İncelenen fabrikaların hepsi doktorlar tarfından düzenli olarak ziyaret ediliyor olsa da, çalışanların ifadeleri bu doktorların, işçilerin ayakta çalışmaları, mesai saatleri içerisinde herhangi bir şey içmelerine izin verilmemesi, düşük gelirlerinden dolayı yetersiz beslenmeleri ve uykusuzluk gibi sebeplerden doğan rahatsızlıklarını tedavi etme yönünde yetersiz kaldıklarını ve bu şikayetleri basit ağrı kesicilerle geçiştirdiklerine işaret ediyor. Bunun yanında fabrikalardan birinin işçilerde, kullanılan zararlı kimyasallardan kaynaklanan bir deri hastalığı tespit edilişi, kalınan yurtlarda yaşanan bir gıda zehirlenmesi sebebiyle ise bir işçinin hayatını kaybetmesi de sağlık ve iş güvenliği konusundaki büyük eksiklikleri ele veriyor.
İşçileri bu şartlarda suvunacak ve koruyacak bir mekanizma ise bulunmuyor. Araştırmaya göre işçilerin büyük çoğunluğunun örgütlenme/ sendika kurma hakkına sahip oldukalrından haberdar olmamsının yanında, işçiler bu faaliyetlerin yönetim tarfından olumlu karşılanmadığını ve bu yöndeki girişimlerin engellendiğini  açıkça belirtiyor.
Takdir edersiniz ki bu kadar kapsamlı, büyük bir sektördeki üretimin etkilerini sadece bahsettiğimiz çalışma koşullarıyla sınırlamak pek mümkün değil. Bunun çevre üzerindeki etkileri, çocuk işçiliği gibi diğer boyutlarını önümüzdeki yazıda inceleyecek olsak da, sadece fabrika yönetiminin baskısı, firmaların adını temize çıkarmak için aldığı yeni önlemler, aradaki dil ve coğrafya farkı vb. nedenlerle fazlasıyla filtrelenmiş olduğunu varsayabileceğimiz haliyle bile bu bilgiler bize günlük alışkanlıkalrımızın başka insanlar için ne denli hayati önem taşıyan sorunlara yol açabileceğini ve en önemlisi bizim tüketici olarak bundan ne kadar az haberdar olduğumuzu anlamaya yetiyor. 3 Euro’ya alınan bir tişörtün kilometrelerce ötede kendimize kurduğumuz yapay izole hayal dünyasının dışında yaşayan gerçek bir insanın hayatına, sağlığna, onuruna malolduğu gerçeği bu konuda atılması gereken adımların gerekliliğini fazlasıyla gözler önüne serse de, firmalarımız yaşanan bu insan hakları ihlallerinin fabrikaların ve üretimin gerçekleştiği ülkelerin kendi suçu olduğunu iddia etmek suretiyle işledikleri günahın sorumluluğunu üstlenmemekte fazlasıyla ısrarcı. Her birimizin bu geçeklerle kısmen yüzleştikten sonra bahsettiğim bu yapay dünyaya ve onun yapay sorunlarına geri dönmesi ne kadar zaman alır bilmem ama umarım bunları konuşmak, duymak, yazmak veya okumak en azından bazen varlığını dahi unuttuğumuz, satın almaya bir türlü doyamadığımız bu ürünlere ailesini geçindirmek için ömrünü harcayan binlerce insan ve emeklerine daha fazla saygı duymamızı sağlar.

Kaynakça

1.Christliche Initiative Romero e.V. (CIR). (2019, Haziran): „Dossier Fast Fashion- eine Bilanz in 3 Teilen“ < https://www.ci-romero.de/produkt/dossier-fast-fashion/> (06.03.2021)

2.European Environment Agency. (2014): „Environmental indicator report“. (06.03.2021)

Kapak fotoğrafı Adli Wahid tarafından çekilmiştir. 

Nasıldı bu ?
Aydınlatıcı
2
Ciddili
0
Dantelsi
0
Geliştirilmeli
0
Kafa Karıştırıcı
0
Yorumları Göster (0)

Yorum yaz

E-mail adresin hiçbir şekilde paylaşılmayacaktır .

Tüm hakları saklıdır.

© 2021 Dantelz 

Yukarıya Dön