Now Reading
Felsefe Üzerine – Düz Plüton Cemiyeti Bölüm 1

Felsefe Üzerine – Düz Plüton Cemiyeti Bölüm 1

Felsefe Nedir?

Merhabalar düz plüton cemiyeti üyeleri,

Bu seriye ‘Felsefe nedir?’ gibi, kendi ayağıma ateş etmekle eşdeğer tuttuğum bir soruyla başlamayacak kadar felsefeyle ilgilendiğimi belirtmek isterim. Sokrates, her çocuğun filozof olarak dünyaya geldiğini lakin zamanla çevresi tarafından zehirlendiğini söyler. Bense sanırım genele kıyasla, sadece ve sadece şanslı bir çevreye doğmak suretiyle bu süreci görece hafif atlatanlardanım. Çocuksu merakımı ve heyecanımı bugüne dek göğüs kafesimin derinliklerinde muhafaza edebilmişim gibime geliyor. Bu beni kelimenin bugün kullandığımız anlamıyla filozof yapmasa da kelimenin asıl manasında filozof yapabilir. Bilgeliğe duyulan dostça sevgi manasına gelen φιλοσοφία kelimesinin arapça üzerinden dilimize geçmiş halidir ‘Felsefe’1. Bu da kelimenin asıl anlamıyla bir çoğumuzu  filozof yapabilir bence. 

Ancak kelimenin bugün kullandığımız anlamıyla maalesef hala filozof değiliz. Keşke olsaydık da ‘Okuyanı Filozof Yapan Yazı’ başlığıyla girebilseydik bu yazıyı. Lakin maalesef ki bizim bugün filozof olarak tanımladığımız insanlar sadece merak etmekten ve düşünmekten fazlasını yapmaktadırlar. 

Metodoloji ve kavram karmaşıklıkları

Felsefecilerin yaptıkları bana kalırsa göründüğünden çok daha mekanik ve ‘sayısal’ bir iştir. O yüzden felsefenin mekanik kısmının doğru olup olmadığı daha az tartışmalıdır. Aynı bir programcının programladığı bir algoritma, bir teorik fizikçinin ileri sürdüğü fiziksel bir formül gibi bir felsefecinin belirli bir konu hakkındaki felsefesinin de metodolojik ve/veya mantıksal olarak hatalı olduğu metodolojiye hakim biri tarafından (mantık kuralları göre) ispat edebilecek bir meseledir. Çünkü felsefi doğruluk gibi bir kavramdan bahsedeceksek, bu bana kalırsa bir şeyin mantık kuralları ve metod ile örtüşmesidir. Örneğin ‘İnsanlar elf ırkına aittir. Goblinlerde elf ırkındandır. Öyleyse insanlar ve goblinler akrabadır.’ argümanları felsefi olarak doğrudur. Bu durumun bizim algıladığımız gerçeklikle örtüşüp örtüşmediği felsefi doğruluğun bir parçası değildir. Felsefeyi bu kadar izafi ve öznel zannetmemizin sebebi de birçoğumuzun bu iki kavramı yanlış veya dönüşümlü kullanmasıdır.

Aynı bahsi geçen algoritmanın yazıldığı programlama diline hakim olan birinin o algoritmadaki veya fiziğe ve dolayısıyla da matematiğe hakim olan birinin hipotetik formülümüzdeki yanlışları bulabilmesi gibi bir savın felsefi yanlışlığı kanımca objektiftir. Ancak bir algoritmanın hatasız çalışıyor olması, bir denklemin matematiksel aksiyomlarla çatışmıyor olması veya bir felsefe metnindeki argümanların mantıksal hatalar içermiyor olması sanılanın aksine ne o algoritmanın ne o denklemin ne de o metnin gerçeği yansıttığı manasına gelir. Yani bir fonksiyonun türevini almak için o fonksiyonun herhangi bir gerçek veriye dayanması gerekmez. Fonksiyonun aksiyomlarla çatışmaması sizin için yeterli olacaktır. 

Felsefeye geri dönecek olursak felsefenin öznelliği tam da ‘gerçekle’ örtüşüp örtüşmediğini kontrol etmeye kalktığınız anda başlıyor. Felsefe bugünün genel kabullerine göre bundan 2500 yıl önce insanların doğayı ve çevresini açıklamada metod değişikliğine gitmesinden doğmuştur. Yani bilimle, felsefe arasında yaptığımız ayrımlar oldukça moderndir. İngilizcedeki ‘Science’ kelimesinin kökeni latince bilmek manasına gelen ‘scire’ kelimesine dayanır. Gördüğünüz üzere etimolojik olarak felsefe ve bilimin temel amaçları bir birine karıştırılabilecek kadar yakındır. Sadede gelme cüretini gösterecek olursam felsefesiz bilim düşünülemez öte yandan felsefe bilimden ve dolayısıyla doğadan ne kadar uzaklaşırsa az önce karikatürize ettiğim duruma da o kadar yaklaşır.

Sonraki bölümlerde bahsedecek olsak da bunu burada yine de belirtmekte fayda görüyorum: Bir savın safsata olması onun gerçekle örtüşmediği manasına gelmek zorunda olmadığı gibi ‘gerçekle’ örtüşen bir felsefe metnini yanlış metotlarla yazmanız da mümkündür… 

Filozofların/Felsefenin toplumdaki imajı üzerine

Gariptir ki bugün elindeki viski, sigarayla ‘Hayat çok anlamsız moruq! Ya abi Carpe diem yaa! ’ gibi söylemlerle ortalıkta görebileceğiniz insan evlatlarının aksine filozoflar hiç de havalı olan/ olmaya çalışan ve genç ergenlerin sevgilisi olma kapasitesine sahip şahsiyetler değildir(Camus tartışmasız bir istisnadır). Hele yakın dönem filozoflarına baktığımızda hemen hepsinin akademik arkaplanları olduğunu görüyoruz. Husserl’in felsefe profesörlüğü2, Schopenhauer’ın Göttingen Üniversitesinde felsefe okumuş ve sonrasında doktora yapmış olması3 hatta Marx’ın antik çağ doktorası4 unutulmamalıdır. Kısacası toplumdaki nedenlerini anlayabileceğim sebeplerden oluşmuş bu algının aksine felsefe, badboy’ların değil; metod, tarih ve mantık bilen (nerd) akademisyenlerin işidir. 

Her mevzuda ifrat ve tefrit çizgisini izleyen güzel ülkemde (aslında dünyada da olay çok farklı değil) bir de bu yetmezmiş gibi romantik felsefeci tiplemesi mevcut. Adeta çarpık felsefe anlayışlarında ‘Ne vereyim abime?’ yaklaşımını benimsemiş olmamızın bir sebep mi yoksa bir sonuç mu olduğunu tartışmayacağım ki doğru bir cevabı olduğunu da zannetmiyorum.

Her neyse bu romantik felsefeci tiplememizin en önemli özelliklerinin başında camdan bakması ve bir şeyler söylemek suretiyle hiçbir şey söylememesi vardır. ‘Sevmek sevmekse, sevmek sevmemektir’ gibi karikatürize de edebileceğimiz fikirlerinin yanı sıra samimiyetsiz bir edebi olma çabaları da tabi cabasıdır. Bakınız:

‘Gökyüzüne bak selamımı al sevgilim

Hilalden salıncak sallandıralım 

Yıldızları izleyelim oradan

Beni dolunayda gömün sevdiceğim’

Bunun toplumda antipatiye yol açması gayet anlaşılası ve doğaldır. Lakin felsefecilere bu insan evlatlarının ortaçağ heroizmiyle süslenmiş, romantik dönem poetizmiyle bezenmiş samimiyetsiz cümleleri veya kimlik arayışlarını felsefeyle tatmin etmeye çalışan ergenler yüzünden kin beslememelisiniz. Neden mi? Çünkü gerçek felsefecileri itici bulmak için yeterince sebebiniz stokta bulunurken böyle eften püften sebeplerle antipati beslememenizi öneririm şahsen.

Filozoflar neden sevilmez?

Felsefecilerin genelde itici insanlar olması bana kalırsa basit bir önyargının ötesindedir. Sadece felsefeciler özelinden ziyade genel manada düşünen, sorgulayan ve söylenene şüpheyle yaklaşan hemen herkes toplum ve iktidarlar için baş belasıdır. Daha sitedeki ilk yazımda ikinci Sokrat alıntımı yapmak istemesem de Sokrates’in kendini at sineği olarak tanımlaması çok yerinde bir tespittir5. Bizim bugün zannettiğimiz gibi düşünen, ben bu insanlara genel olarak sivri diyeceğim, sivri insanlarla toplumun arası her zaman iyi olmamıştır ve durumun doğası itibariyle olmayacaktır. Sivri insanların heterojenitesinden ötürü  nereye koyacağını bilemeyen bir iktidar ve toplum modeli genellikle maalesef gerçekliğimizi yansıtmaktadır.

Sivri insanları düşünen, araştıran, sorgulayan insanlar olarak tanımladığımıza göre bu insanlar elbette ki gördükleri yanlışları eleştirecek, muhtemel felaketlere karşı toplumu uyaracak ve önündekiyle yetinmeyecektir. Bütün tarafları kendinden nefret ettirecek bir kombinasyon değil mi? Felsefe, bilim ve kültür tarihinde bunun örnekleri sayısızdır. DantelZ’in de sloganı olan ‘Nullius in verba’6 çıkışı veya Sinoplu Diyojen’in, Büyük İskender’e ‘Gölge etme, başka ihsan eylemem!’ cevabı6 gibi anlatılagelen anektodlara bakmanızı tavsiye ederim.

Uzun lafın kısası felsefenin neliğinden daha önemli ve kesin olan şey şudur ki: Felsefe rahatsız eder/etmelidir. Felsefe süs biber gibidir. Acı ama ağızsulandırıcı(TDK’ye bağışımdır)…

Cemiyete alımlar kutsal güvercine ant içilerek yapılmaktadır.

Sevgilerimle

Kaynakça

1.Demi̇r, N . (1998). FELSEFE’NİN MENŞEİ ÜZERİNE BAZI DÜŞÜNCELER . Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi , (2) , 383-407 . https://dergipark.org.tr/en/pub/cuifd/issue/4313/255902

2.Edmund Husserl (Stanford Encyclopedia of Philosophy). (2020, 18. November). Stanford Encyclopedia of Philosophy. https://plato.stanford.edu/entries/husserl/

3.Arthur Schopenhauer. (2017, 11. Mai). Stanford Encyclopedia of Philosophy. https://plato.stanford.edu/entries/schopenhauer/

4.Karl Marx. (o. D.). Stanford Encyclopedia of Philosophy. https://plato.stanford.edu/entries/marx/

5.MARSHALL, L. (2017). GADFLY OR SPUR? THE MEANING OF ΜΎΩΨ IN PLATO’S APOLOGY OF SOCRATES. The Journal of Hellenic Studies, 137, 163-174. doi:10.2307/26575753

6.Diogenes and Alexander. (o. D.). Wikipedia. https://en.wikipedia-on-ipfs.org/wiki/Diogenes_and_Alexander.html

7.History of the Royal Society | Royal Society. (o. D.). Royal Society. https://royalsociety.org/about-us/history/#:%7E:text=The%20Royal%20Society%27s%20motto%20%27Nullius,to%20facts%20determined%20by%20experiment.

Ansiklopedik Okumalar İçin

McLellan, D. T. , Fritz, . Kurt von , Wolin, . Richard , Chambre, . Henri , Stroll, . Avrum , Levi, . Albert William and Maurer, . Armand (2021, January 28). Western philosophy. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/topic/Western-philosophy

Curd, Patricia. “Presocratic Philosophy”. The Stanford Encyclopedia of Philosophy (Fall 2020 Edition).Edward N. Zalta (ed.). https://plato.stanford.edu/archives/fall2020/entries/presocratics

Arslan, A. (o. D.). Felsefeye Giriş. BB101 Yayınları.

Kapak fotoğrafı Juan Rumimpunu tarafından çekilmiştir

Nasıldı bu ?
Aydınlatıcı
1
Ciddili
4
Dantelsi
1
Geliştirilmeli
1
Kafa Karıştırıcı
0
Yorumları Göster (0)

Yorum yaz

E-mail adresin hiçbir şekilde paylaşılmayacaktır .

Tüm hakları saklıdır.

© 2021 Dantelz 

Yukarıya Dön