Now Reading
Mistifikasyon ve Hikaye Anlatıcılığı- Düz Plüton Cemiyeti Bölüm 3

Mistifikasyon ve Hikaye Anlatıcılığı- Düz Plüton Cemiyeti Bölüm 3

Bu yazı iki bölümden oluşmaktadır. İkinci bölüm 12 Nisan tarihinde yayınlanacaktır.

İnsanın en önemli özelliklerinden birisi hiç şüphesiz hayal kurabilmesi ve hikaye anlatabiliyor olmasıdır. Bu özellik o denli önemlidir ki bazılarına* göre insan Homo Sapiens(bilen/bilge) sıfatından ziyade Homo Narrans (anlatıcı) sıfatıyla canlılar aleminde öne çıkmakta, göze batmaktadır. Çünkü eğer insanı diğer hayvanlardan ayıran en belirgin özelliğini kurduğu medeniyetlere bağlarsak, unutmamamız gerekir ki medeniyetlerin temelinde her zaman anlatılar yatar. Aynı bir çiçek demetini bir arada tutmak için kurdeleye ihtiyaç duyulacağı gibi, düşünebilen varlıkları bir araya getirebilmek ve daha önemlisi bir arada tutabilmek için de ortak hikayelere veya anlatılara ihtiyaç vardır.

İnanç kökenli anlatılar

Bu anlatılar örneğin dini inançlara veya mitolojilere dayanan anlatılar olabilirler. Buna bizim coğrafyamızdan en anlaşılır örnek muhtemelen, orta doğu toplumlarındaki ümmetçilik akımıdır. Pan-islamizm olarak da kendine literatürde yer bulan bu düşünce akımı bütün müslümanların bir bütün olmaları gerektiği fikrine dayanır. Çünkü bütün müslümanlar Adem ile Havva’nın evlatlarıdır ve kıyamet gününde, mahşerde allah karşısında tekrar diriltilecektirler. Birbirine ne dış görünüş, ne de karakter açısından benzeyen bu kadar fazla sayıda birey bu ve benzeri derinlikte anlatılara ihtiyaç duyacaktır. Bu yüzdendir ki kutsal kitaplarda kıssalar ve hikayeler kendinlerine bolca yer bulmaktadırlar. Mucizeler, imkansızlıklar, çekilen çileler ve insanların dikkatini çekecek bütün bu anlatılar aslında sadece mesaj vermekle kalmaz, aynı zamanda toplumun kolektif bilincini ve hafızasını oluşturur.

Tarihte biraz daha geriye gidecek olursak karşımıza teokratik** sistemler çıkmaktadır. Teokratik sistemlerde yöneticiler, ilahi bir iradenin kendilerini seçtiğini veya o ilahi iradenin ta kendisi olduklarını iddia ederler. Bu da doğal olarak yaptıkları her şeyi tanrının ağzından çıkmış gibi doğru ve inanılası kılar. Kısaca dokunulmaz ve dahi sorgulanamaz iktidarlarıyla kimseye haklılığını ispat etmek zorunda olmaksızın istediklerini yapabilirler; çünkü yöneticinin erkini sorgulamak ilahi iradeyi sorgulamakla eşdeğerdir. Arapçadaki karşılığıyla bu küfür, yunanca karşılığıyla( bugün birçok batı dilinde de kullanılır) Blasfemi (βλασφημία) yani inkar, ilahi bağlamda isim karalama veya ilahi değerlere saldırıdır. Bu da dini anlatıların legitimasyon3 amaçlı kullanımına bir örnektir.

Seküler Anlatılar

İsterseniz ilk önce neden Seküler anlatıların her ne kadar bir sonraki yazıda daha detaylı ele alacak olsak da benim daha fazla ilgimi çektiklerinden biraz bahsedeyim. Çünkü bana kalırsa monoteistik dinlerin bahsini ettiği omni potent, kadir-i mutlak, her şeye gücü yeten bir tanrı inancına, her ne sebepten olursa olsun sahip olan bir insan, seküler mana da rasyonalize edemeyeceği bir takım olayları, olguları veya varsayımları (mucizeler, metafiziksel anlatılar vb.) o inanç üzerinden rasyonalize edebilir. Çünkü omni potent bir ilahın önünde bir şeyi yapamamak için herhangi bir engel, tanım gereği bulunamaz. Bu nedenle böyle bir insan ”Buna neden inanıyorsun / Bu neden böyle?” gibi sorulara”Çünkü yaratıcı öyle söylüyor. ” cevabını rasyonel düzlemde verebilme lüksüne sahiptir.

Uzun lafın kısası böyle bir inanca sahip olmayan insanların öylece hayatlarına devam etmeyip kendilerine bu inancın gördüğü işlevlerin yerini dolduracak başka alternatifler bulmaları benim daha çok ilgimi çekiyor.

Almanca Dili Ve Ersatzreligion Kavramı

Alman dilinin en eğlenceli kısımlarından biri de bildiğiniz üzere isim tamlamalarıdır. Sadece pandemiyle ilgili şu son bir senede 1200’den fazla yeni kelime türetmiş bir dilden bahsediyoruz sonuçta… Birkaç kelimenin birleşmesiyle satırların, bazen sayfaların anlatamadıklarını anlatabilen bu kelimelerden biri de Ersatzreligion’dur. Ek/ Yedek din olarak da türkçeye çevrilebilecek bu kavram bir çok şey için kullanılmaktadır. Faldan astrolojiye, komünizmden milliyetçiliğe kadar insanın yaşantısını, eylemlerini veya düşüncelerini yön veren din dışındaki her olgu aslında bu başlık altında toplanılabilir.

Bana kalırsa kelimenin manasına dalıp derinlerine kadar analiz etmektense dikkatimizi cezbetmesi gereken başka bir mesele var. O da böyle bir kelimenin varlığıdır. Çünkü bu kelimenin yalnızca var olması bile bir hususu gözler önüne seriyor: İnsan inanmaya ihtiyaç duyuyor. Bunu insan türünün dişi bireylerindeki kalça genişliklerinden dolayı yavrularını daha kendi ayakları üzerinde duramayacakken doğurmalarına ve oradan da ebeveyn figürüne duydukları ihtiyaca bağlayabilmemiz mümkünse de sonuç değişmeyecektir. Topyekün bir demistifikasyon kanaatimce ne sağlıklı ne de mümkündür.

Demistifikasyon/ Büyübozumu

Mr. Spock veya Sheldon Cooper gibi hayatlarında duygulara veya mantıkla açıklanamayacak önyargılara yer vermeyen karakterler bir çoğumuz için ulaşılmak istenilesidir. Lakin bir çok konuda bir şeyi bildiğimizi zannederek o konuyu kurcalamayı bırakmak çok ciddi bir tasarruf mekanizması ve toplum olarak beraber yaşamamızın da sebeblerindendir. İçimizden birisi anahtarlar hakkında yeterince malumat sahibiyse ekmek ve unlu mamüller hakkında o seviyede bilgi sahibi olması gerekmez. Çünkü zaten başkası da ekmekleri bilip anahtarları onun kadar bilmiyordur. Yale Üniversitesi’nde yapılan bir çalışma4 da gösteriyor ki, aslında gündelik hayatımızda bildiğimizi varsaydığımız şeyler hakkında pek de fazla bir şey bilmiyoruz. Kendimize yeteceğine inandığımız kadarına kanaat edip, beynimizi daha fazla onunla meşgul edip,’boşa’ enerji harcamıyoruz. Ki zaten bir tenis oyuncusu topa vururken rhomboidlerinde gerçekleşen biyokimyasal reaksiyonlardan bihaber de hayatını tenisle kazanabiliyor değil mi?

Yani beynimiz devamlı konsantre olup bir konu üzerinde çalışabilmek için çok fazla enerji harcıyor. Bundan dolayı bir takım konularda hızlıca karar vermek veya kararı içgüdülere, frontal lobu yormayacak kayıtlı halihazırda bulunan sistemlere devretmeyi tercih ediyor.

Devamı 12 Nisan’da yayında.

Kaynakça

  1. Ranke, K. (1967). Kategorienprobleme der Volksprosa. Fabula, 9, 4.
  2. Oxford. (o. D.). Pan-Islamism. Oxford Islamic Studies Online. http://www.oxfordislamicstudies.com/article/opr/t125/e1819
  3. Cambridge Dictionary.(2021).Definition of legitimize https://dictionary.cambridge.org/dictionary/english/legitimize
  4. Rozenblit, L., & Keil, F. (2002). The misunderstood limits of folk science: an illusion of explanatory depth. Cognitive science26(5), 521–562. https://doi.org/10.1207/s15516709cog2605_1

Açıklamalar

*Bazıları ifadesi bu bağlamda başta antropologlar, linguistler olmak üzere birden çok meslek grubundan insanı kapsamaktadır.

**θεοκρατία (gr.) Tanrısal yönetim, dinerki gibi manalara gelmektedir.

Kapak fotoğrafı Džoko Stach tarafından çekilmiştir.

Nasıldı bu ?
Aydınlatıcı
1
Ciddili
1
Dantelsi
0
Geliştirilmeli
1
Kafa Karıştırıcı
0
Yorumları Göster (0)

Yorum yaz

E-mail adresin hiçbir şekilde paylaşılmayacaktır .

Tüm hakları saklıdır.

© 2021 Dantelz 

Yukarıya Dön